7 Mayıs 2011 Cumartesi

BABAMI ANLAMAK !!!

Hayat boyu hiç ölmeyecek gibi yaşarız. Aslında biliriz sonu, ama unuturuz zaman zaman. Ölümü biliriz, duyarız, üzülürüz ama yine de aynı hırslarla yaşarız, ta ki ölüm bize kendini hissettirene kadar.

Annesini ve erkek kardeşini kaybetmiş biri olarak ölümü en yakın bilenlerdenim. Ama unuttuğum birşey vardı o da babam… Babam 15 yıldır o kötü hastalığa, üstelik en ciddilerinden birisi olan kansere yakalanmıştı. Ne olduğunu çok anlamamakla birlikte moralimiz çok kötüydü. Ne yani babam şimdi bu hastalığa yenilecek , ben annem ve kardeşlerimle hayatıma devam mı edecektim? Çok üzgündük bu neydi, nasıl bir illetti araştırıp öğrendim. Şöyle ki;

“Malign melanoma” cilt kanserleri arasında en nadir görüleni olmakla birlikte, en tehlikelisidir. Sıklıkla ciltte görülmekle birlikte, bazen ağız içinde, makatta, vajende, beyin zarlarında, göz kapağının iç yüzeyinde ve retinada(göz) ortaya çıkabilir. Her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık 40-60 yaşları arasında görülür. Kadınlarda belden aşağıda, erkeklerde belden yukarıda ve her iki cinste de kollarda görülme sıklığı artmaktadır. Bunun en önemli nedeni olarak güneşte uzun süre kalma gösterilmektedir.

Melanom, derideki melanosit adı verilen hücrelerden köken alır. Melanositler deriye rengini veren melanin maddesini üretirler. Sarışınlarda melanom daha sık görülmekle birlikte, hiç kimse bu hastalığa karşı dayanıklı (bağışık?) değildir. Örneğin zencilerde daha çok avuç içinde, ayak tabanında ve tırnak altlarında meydana gelir.

Tedavi açısından; malign melanomun derin tabakalara ulaşmadan saptanması ve kitlenin derinliği son derece önemlidir. Erken tanı sırasında normal benlerden ve displastik benlerden ayrılması gerekir, ikincisi için biyopsi gereklidir.

Şüphelenildiğinde derhal doktora müracaat edilmelidir. Çünkü bu kanser, mevcut kanserler arasında en çok yayılanlardan birisidir.’

Aman tanrım işte böyle bir hastalıkmış babamın başına gelen ve babam bunu kabul etmişti bile. Tüm aile bununla yaşamaya alışmalıydık, alıştık da..

Babamın önce omuz kasından bir tümör alındı. Ardından da kafa derisiyle biraz da kafatasından tümör alındı. Ve son olarak bacağından deri alınarak, kafasına ek yapıldı. Yaşasın babam iyiydi sanki :) ve bütün bu ameliyatlar ÇAPA TIP FAKÜLTESİ ONKOLOJİ BÖLÜMÜNDE yapılmaktaydı . On yıl babam da hiç bir sorun yoktu, yaşasın yenmiş miydi bu kötü hastalıgı ??? On mutlu seneden sonra ….

Dört sene önce birden çalan telefonumu açtım. Annem mutsuz ama güçlü tavırlarıyla kızım, hastalık babanın boynunda yeniden nüksetmiş ve Çapa’da ameliyat olacak . Yarın göz kapağı için ölçü aldırmaya kapalıcarşıya gidecek dedi. Ve bir tarafı felç kalacakmış !!! Ne söylediğini anlamaya çalışan ben, durumu idrak ettikten sonra, babamın bu ameliyatı olmadan başka bir doktora daha görünmesi gerektiğini ve yine de bu ameliyat olacaksa bence olmamasını , öyle yasayacağına son zamanlarını mutlu geçirmesini söyledim ..

Telefonu kapattım ve doktor aramaya başladım. Acaba gerçekten kötü huylu muydu? Hiç vakit kaybetmeden Ihlamur’daki ME&DI Kulak Burun Boğaz Merkezinden Prof. Dr. Mehmet ÖMÜR ile bir görüşme ayarladım .

Babamla birlikte gittik. Önce kötü huylu olup olmadıgına baktılar. Ardından üç gün sonra tahlil sonucunu doktordan öğrenmeye gittik . Doktor beni ilginç bir gerçekle yüz yüze getirdi.

Meğerse, babama anlatılan gibi bir ameliyat değilmiş. Aslında boyundaki damarları tek tek ayırarak yapılması gereken 16-17 saatlik bir ameliyatmış . Ne altından yapılmış göz kapağı ne de gözü açık uyuma gibi bir durum söz konusu değilmiş.

Babamın gözünde bir umut gördüm. Mutluyduk,oradan çıkıp amcamla konuştuk. Amcamın İstanbul Cerrahi Hastanesinde tanıdıgı Opr.Dr Mazhar ÇELİKOYAR ile görüşme yapıldı. Ameliyat tarihi alındı ve babam ameliyat oldu. 15 saat kaldığı ameliyattan sonra felç olmadan , gözlerini rahat rahat açıp kapatarak hayatına devam ediyor. Babamın hastalıgını duyan doktorlar ,hayattan on beş sene calmıs diyorlar. :) Babam hala çok ama çok iyi.

Ama babama cok üzülen annem şekerden, kardeşimse kalpten… Şu an da cennetteler. :( Ölümsüz hastalığa yakalanan babam, ben ve iki tane bebeği olan kız kardeşimle hayatımıza devam ediyoruz.


Ve geçen hafta yaptırdığım kan testiyle, vücudumdaki kanser oranının, diğer insanlardan yüksek çıktığını doktordan öğrenip, elime bir sayfa yaptırılacak tahlil kağıdı aldığım an itibariyle gerçeklerle başbaşaydım.. :( Sadece iki kontrolüm kaldı. Onun dışında bakılan hiçbir yerim de sorun yok. Ama ben o iki kontrolümün de temiz cıkacağını düsünüyorum. Çünkü babam, hep geçicek, birşey olmayacak derdi ve eklerdi. Ağladığın günlere ileride güleceksin, öyle de olacak..! )

O yüzden neyin ne olacağı belli olmaz ve ne oldum değilde, ne olacağım demek gerektiğini öğrendim.

Ölmediğiniz sürece Allah’tan ümit kesilmezmiş.

VE BABAMI ŞİMDİ ANLIYORUM…

BERNA MÜJDE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder