7 Mayıs 2011 Cumartesi

ÖZ-ÜNE İÇ-İNE DÖNMEK, BİR OLMAK….

KONUŞMADAN ÖNCE DÜŞÜN .
GEREĞİ VAR MI?
GERÇEK Mİ?
ŞEFKAT BARINDIRIYOR MU?
KİMSEYİ İNCİTEBİLİR Mİ?
SESSİZLİĞİ BOZACAK KADAR DEĞERLİ Mİ?
Sai Baba …..
Birçok şey yaşıyoruz güzel, kötü, çirkin ,heycanlı ,heycansız hayat diyoruz ya işte benim hayatım da öyle zaman zaman hızlı , zaman zaman kötü, kimi zaman da çokk mutlu…

Genelde tatillere giderim yurtdışı, yurtiçi aslında işimden dolayı pek tatil yaptığımda söylenemez genelde hep telefonum açık olur ve susmaz. Twitter, e-mail’ler, facebook, telefonlar derken yine dinlenemeden aynı yoğunlukla tekrar başlarım güzel ve hızlı hayatıma ..
Ama ilk defa bu yaz hayatımda gerçekten kendimle ilgili birşey yaptım telefonsuz internetsiz tam beş gün ve bu beş gün boyunca yüzümde hep bir gülümseme :) Hani aşık olursunuz da kendi kendinizi yakalarsınız ya olamadık şekillerde :) o kıvamdaydım..
Yogi Adnan Çabukla tanışmam hayat koçum psikoloğumun sayesinde oldu ve dönüm noktalarımdan biridir. Ben yaklaşık üç yıldır zaman zaman hocamdan yoga dersi alıyorum ama yapmak istediğim iki şey vardı hocamın Alanya’daki Ashramına ve Hindistan gezilerine gitmekti.

Siddashram Yoga Center Yogibaba Adnan “Ananda” Siddviho Çabuk ve Madam Lourdes Çabuk tarafından 1997′de kurulmuştu. Ve deniz seviyesinden 700 metre yüksekteydi kısaca hayalimdi ve gerçek oldu Türkiye’nin Himalayaları olarak nitelendirebileceğimiz Toroslar’dan doğan Dim çayını ve vadisini kuşbakışı gören dünyadaki cennetteydim.
Saat zaman cep telefonu ve kaygılarım artık şehirde kalmıştı . Sihirli huzurlu cennette ne aşk acılarım, ne yaşam gailem, ne kötü insanlar hiç bir şey kalmamıştı.
Her sabah saat 05.00’te kalkıp limonlu tuzlu suyumuzu içip, en az yarım saat yürüyüşümüzü yapıp, güneşin doğuşunu seyrettik. Sirkeli ballı suyumuzu içip, duşumuza girip, yogamızı ve sonra kahvaltımızı yaptık. Karma yogamızı ve siestaları da unutmamak lazım en sevdiklerim. Tekrar yogayla devam edip, saat 19.00’da akşam yemeğimizi yedikten sonra saat 20:00’da inanılmaz sohbetlere başlıyorduk. Hayatın anlamını ve bilgeliğinizin geliştiğini hissettiginiz akşamın en güzel saatleri :) Aa muhakkak bir de film izliyoruz ve üzerine konuşuyoruz. Veee 21.30 gibi uykuya dalmış oluyoruz :) Sabah 05.00’de kalkmak üzere güneşi dogarken görme lüksü
Ve iki kişinin konaklayacağı bağımsız odalar, kulübelerden oluşan bahçede yine müstakîl konaklama seçenekleri var. Misafirlerin sayısı sınırlı. Yatak odaları banyo ve tuvaletlerden ayrı. Ben bahçede bir kulübede kaldim .Bir kızla birlikte kalacaktım. off acaba nasıl bir kızdı merak ediyordum :) Kız inanılmaz çıktı. Uzakta da olsak biliyorum ki hep yakınımda telefonun ucunda iyi ki seninle aynı bahçe kulübesini paylaşmışız. TÜRKAN teşekkür ederim. Bir çok şey öğretti bana farkında olmadan :) ve Madam Lourdes Çabuk inanılmaz yemeklerini asla es geçmemek lazım. Lezzet inanılmaz, aynı güzel ruhunu ve güzellik yogasını es geçemeyeceğimiz gibi :) ve Madam Lourdes Çabuk’la Yogi Adnan Çabuk süprizleri arınma boyunca asla bitmedi, aynı enerjileri gibi :)

Mesela 1gün konuşmadık, göz temasıda yoktu, kendimizle kaldık sesleri dinledik karıncaları seyrettik. Karıncanın kaç bacağı vardı? Ne yapıyordu daha önce aklımdan bile geçmemişti. Şimdi biliyorum …

Hayatımda kendime ait yaptığım üstelik yanlız başıma gittiğim en güzel günler, gecelerdi. Eğer siz de buna hazırsanız bir saniye bile düşünmeden tarihlerden birine karar verip gidin. Hem hafif, hem arınmış, hem çok bilgili dönmek üzere ben yine orada olacağım. Çünkü anlatacaklarım sayfalar surer. Sadece özet geçebildim unutmadan

Yogi Adnan Cabuk’un yazdığı “SESSİZLİĞİ BOZMADAN” kitabını okumamanız ciddi bir kayıptır, şiddetle tavsiye ederim. İnanılmaz bir hayat hikayesi okuyacaksınız :)

Daha çok bilgi için doğru adres;

http://www.siddashramyogacenter.com

Alanya Toroslar Yoga kampımızın 2011 yılı tarihleri aşağıdaki gibidir.


ALANYA KAMP TARİHLERİ – 2011
25 Haziran (Cumartesi) – 1 Temmuz (Cuma)
8 Temmuz (Cuma) – 14 Temmuz (Perşembe)
18 Temmuz (Pazartesi) – 24 Temmuz (Pazar)

28 Temmuz (Perşembe) – 3 Ağustos (Çarşamba)

7 Ağustos (Pazar) – 13 Ağustos (Cumartesi)

3 Eylül (Cumartesi) – 9 Eylül (Cuma)


15 Mayıs Pazar 2011 “Geleneksel Yoga Festivali”mize katılmak için aşağıda verdiğim linke bir bakın. İnanılmaz bir gün olacak. Bende orada olacağım :)

http://www.siddashramyogacenter.com/15-mayis-pazar-2011-geleneksel-yoga-festivalimiz/

YOGİ ADNAN ÇABUK kimdiri anlatmak o kadar kısa ve kolay değil tabii. İşte gerçekten yanında olup, onu yaşamanız gereken bir ruh.
"Politikacılar yoga yapsa iyi olur" demiş Yogi Adnan hocam, bende "sanatçilar yoga yapsa iyi olur" diyorum :)

7 Ağustos 1943 Mardin doğumlu olan Adnan Çabuk, Dünyanın birçok ülkesine dağılmış onbeşbin kişilik ÇABUK ailesindendir.


İlkokul eğitimini Mardin’de, orta ve lise eğitimini Diyarbakır ve Ankara’da yaptı.
Öğrencilik yılları aynı zamanda çalışarak geçti. Orta ve lise eğitimi yıllarında dört yıl süreyle Ankara Bölgesi ‘ Aletli jimnastik ‘ grubunda yer aldı.
Türkiye’nin ilk akrobasi timi ‘ Uçan Gölgeler ‘ grubunun kurucusu ve akrobasi paraşütçüsü oldu. ‘ Türk Kuşu ‘nda planör uçuşları yaptı. Yüksek tahsilini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde Adnan Çoker’in öğrencisi olarak yaptı ve bu arada İstanbul Vakko’da manken olarak çalıştı. Aynı zamanda Oğuz Aral’ın öğrencisi olarak pandomim çalıştı.

O yıllarda yaygınlaşan hippilik akımının Türkiye’deki ilk öncüsü oldu. Avrupalı bir hippi grubuna başkanlık ederek otostopla tüm Avrupa’ yı dolaştı.
Londra ve New York’ ta modellik ve moda koordinatörlüğü yaptı.
Yaşamımın 15-20 yılı İsveç, Londra, Beyrut, İtalya, Amerika ve Hindistan’da çalışıp araştırmalar yaparak geçti.

New York’ta VYMC’de aerobik, çin yogası, tai chi chuan öğretmenliği yaparken ‘ Hatha Yoga ‘ ile tanıştı.

Hindistan’da Hatha Yoga, Kundalini Yoga, Tantirik Yoga gibi yoganın değişik kollarında araştırma ve incelemeler yaptı. Svami Sivananda okulundan Yoga Öğretmenliği sertifikası aldı.
Yine Hindistan’da ‘ Dr. Kurup Sanjivani Holistik Farm ‘ da şifacılık çalışmaları yaptı.
Guruji Dr. Atre’ den ‘ Kundalini Yoga ‘ çalışmaları ve öğretisi için el aldı.Amerika’ da dünyaca tanınmış Canlı Yiyecek ile Hastalık Tedavisi yapan Dr. Ann Vigmore ile çalışmalar yaptı.

Hindistan’ da Hatha Yoga, Kundalini Yoga, Tantirik Yoga gibi yoganın değişik kollarında araştırma ve incelemeler yaptı. Svami Sivananda okulundan Yoga Öğretmenliği sertifikası aldı.
Yine Hindistan’ da ‘ Dr. Kurup Sanjivani Holistik Farm ‘ da şifacılık çalışmaları yaptı.
Guruji Dr. Atre’ den ‘ Kundalini Yoga ‘ çalışmaları ve öğretisi için el aldı.
Amerika’ da dünyaca tanınmış Canlı Yiyecek ile Hastalık Tedavisi yapan Dr. Ann Vigmore ile çalışmalar yaptı.
Her yılın birkaç ayını Hindistan’ da geçirerek araştırma ve çalışmalarına devam etmektedir.
Türkiye’ de bulunduğu sürelerde İstanbul’ da YOGA’ yı tanıtma ve öğretme çalışmaları yapmaktadır.

BABAMI ANLAMAK !!!

Hayat boyu hiç ölmeyecek gibi yaşarız. Aslında biliriz sonu, ama unuturuz zaman zaman. Ölümü biliriz, duyarız, üzülürüz ama yine de aynı hırslarla yaşarız, ta ki ölüm bize kendini hissettirene kadar.

Annesini ve erkek kardeşini kaybetmiş biri olarak ölümü en yakın bilenlerdenim. Ama unuttuğum birşey vardı o da babam… Babam 15 yıldır o kötü hastalığa, üstelik en ciddilerinden birisi olan kansere yakalanmıştı. Ne olduğunu çok anlamamakla birlikte moralimiz çok kötüydü. Ne yani babam şimdi bu hastalığa yenilecek , ben annem ve kardeşlerimle hayatıma devam mı edecektim? Çok üzgündük bu neydi, nasıl bir illetti araştırıp öğrendim. Şöyle ki;

“Malign melanoma” cilt kanserleri arasında en nadir görüleni olmakla birlikte, en tehlikelisidir. Sıklıkla ciltte görülmekle birlikte, bazen ağız içinde, makatta, vajende, beyin zarlarında, göz kapağının iç yüzeyinde ve retinada(göz) ortaya çıkabilir. Her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık 40-60 yaşları arasında görülür. Kadınlarda belden aşağıda, erkeklerde belden yukarıda ve her iki cinste de kollarda görülme sıklığı artmaktadır. Bunun en önemli nedeni olarak güneşte uzun süre kalma gösterilmektedir.

Melanom, derideki melanosit adı verilen hücrelerden köken alır. Melanositler deriye rengini veren melanin maddesini üretirler. Sarışınlarda melanom daha sık görülmekle birlikte, hiç kimse bu hastalığa karşı dayanıklı (bağışık?) değildir. Örneğin zencilerde daha çok avuç içinde, ayak tabanında ve tırnak altlarında meydana gelir.

Tedavi açısından; malign melanomun derin tabakalara ulaşmadan saptanması ve kitlenin derinliği son derece önemlidir. Erken tanı sırasında normal benlerden ve displastik benlerden ayrılması gerekir, ikincisi için biyopsi gereklidir.

Şüphelenildiğinde derhal doktora müracaat edilmelidir. Çünkü bu kanser, mevcut kanserler arasında en çok yayılanlardan birisidir.’

Aman tanrım işte böyle bir hastalıkmış babamın başına gelen ve babam bunu kabul etmişti bile. Tüm aile bununla yaşamaya alışmalıydık, alıştık da..

Babamın önce omuz kasından bir tümör alındı. Ardından da kafa derisiyle biraz da kafatasından tümör alındı. Ve son olarak bacağından deri alınarak, kafasına ek yapıldı. Yaşasın babam iyiydi sanki :) ve bütün bu ameliyatlar ÇAPA TIP FAKÜLTESİ ONKOLOJİ BÖLÜMÜNDE yapılmaktaydı . On yıl babam da hiç bir sorun yoktu, yaşasın yenmiş miydi bu kötü hastalıgı ??? On mutlu seneden sonra ….

Dört sene önce birden çalan telefonumu açtım. Annem mutsuz ama güçlü tavırlarıyla kızım, hastalık babanın boynunda yeniden nüksetmiş ve Çapa’da ameliyat olacak . Yarın göz kapağı için ölçü aldırmaya kapalıcarşıya gidecek dedi. Ve bir tarafı felç kalacakmış !!! Ne söylediğini anlamaya çalışan ben, durumu idrak ettikten sonra, babamın bu ameliyatı olmadan başka bir doktora daha görünmesi gerektiğini ve yine de bu ameliyat olacaksa bence olmamasını , öyle yasayacağına son zamanlarını mutlu geçirmesini söyledim ..

Telefonu kapattım ve doktor aramaya başladım. Acaba gerçekten kötü huylu muydu? Hiç vakit kaybetmeden Ihlamur’daki ME&DI Kulak Burun Boğaz Merkezinden Prof. Dr. Mehmet ÖMÜR ile bir görüşme ayarladım .

Babamla birlikte gittik. Önce kötü huylu olup olmadıgına baktılar. Ardından üç gün sonra tahlil sonucunu doktordan öğrenmeye gittik . Doktor beni ilginç bir gerçekle yüz yüze getirdi.

Meğerse, babama anlatılan gibi bir ameliyat değilmiş. Aslında boyundaki damarları tek tek ayırarak yapılması gereken 16-17 saatlik bir ameliyatmış . Ne altından yapılmış göz kapağı ne de gözü açık uyuma gibi bir durum söz konusu değilmiş.

Babamın gözünde bir umut gördüm. Mutluyduk,oradan çıkıp amcamla konuştuk. Amcamın İstanbul Cerrahi Hastanesinde tanıdıgı Opr.Dr Mazhar ÇELİKOYAR ile görüşme yapıldı. Ameliyat tarihi alındı ve babam ameliyat oldu. 15 saat kaldığı ameliyattan sonra felç olmadan , gözlerini rahat rahat açıp kapatarak hayatına devam ediyor. Babamın hastalıgını duyan doktorlar ,hayattan on beş sene calmıs diyorlar. :) Babam hala çok ama çok iyi.

Ama babama cok üzülen annem şekerden, kardeşimse kalpten… Şu an da cennetteler. :( Ölümsüz hastalığa yakalanan babam, ben ve iki tane bebeği olan kız kardeşimle hayatımıza devam ediyoruz.


Ve geçen hafta yaptırdığım kan testiyle, vücudumdaki kanser oranının, diğer insanlardan yüksek çıktığını doktordan öğrenip, elime bir sayfa yaptırılacak tahlil kağıdı aldığım an itibariyle gerçeklerle başbaşaydım.. :( Sadece iki kontrolüm kaldı. Onun dışında bakılan hiçbir yerim de sorun yok. Ama ben o iki kontrolümün de temiz cıkacağını düsünüyorum. Çünkü babam, hep geçicek, birşey olmayacak derdi ve eklerdi. Ağladığın günlere ileride güleceksin, öyle de olacak..! )

O yüzden neyin ne olacağı belli olmaz ve ne oldum değilde, ne olacağım demek gerektiğini öğrendim.

Ölmediğiniz sürece Allah’tan ümit kesilmezmiş.

VE BABAMI ŞİMDİ ANLIYORUM…

BERNA MÜJDE

ANI YAKALAMAK MI İSTİYORSUNUZ?

FOTOĞRAF ÇEKMEYİ SEVİYORSANIZ DİKKAT !!!

İlginç bir adamdan bahsedeceğim size, aslında ilginç bir adam demek haksızlık olur, “sanatçı bir adam” demek daha dogru :)

Adı = ÜMİT
Soyadı = VARLI

Aralık 2009’dan beri by Ümit Varlı olarak geziler düzenliyor. Her pazar şartlar ne olursa olsun hiçbir maddi amaç güdmeden sadece fotoğraf çekip, paylaşıp, geziyorlar. Safari İstanbul, şimdi kocaman; her hafta, bazen yüzlerce kişi büyük bir sinerjiyle fotoğraf çekiyor. Hem de ne fotoğraflar, kimisi profesyonel makinalarla, kimisi küçücük makinalarıyla harikalar yaratıyorlar. Üstelik kimsenin gitmeye, girmeye cesaret edemediği yerlerde fotoğraflar çektiler. Aklıma gelenlerden bir tanesi “Hacı Hüsrev Gezisi” inanılmaz kareleri var…
Çektiğim fotoğrafa yani anıya bazen dokunmak elimde tutmak istiyorum :) Çok şey mi istedim? :) Ama tabii bende herkes gibi fotolarımı bilgisayarımda, güzellerini de facebook sayfamda biriktiriyorum. Şu sıralar hepimizin cep telefonu gerçekten fotoğraf makinesi. Hepimiz her saniyeyi fotoğraflayıp anılar biriktiriyoruz. Eskiden albümler olurdu, evlerde yapışkanlı, şimdi fotoğraflarımız bilgisayarlarda, telefonlarda, sd kartlarda. Aslında bu beni çok üzüyor! :(Bu konuda geri kafalılardanım sanırım. Hala evde fotoğraf albümü yapmaya çalisiyorum. :( .

Neyse dönelim Safari İstanbula. İnanılmaz eğlenceli bu ekiple sizde fotoğraf çekmek, İstanbul’un her köşesini gezmek istiyorsanız

Ümit Varlı facebook sayfasına
ekleyip, nasıl işler çıkarmışlar ve nasıl mutlu, huzurlu, neşeli bir ekip olduklarını görebilirsiniz.
Tekrarlıyorum en önemli konu, böyle bir foto gezisi size en az 100-150 TL.’ye mal olur. Ama Ümit hocam (ben kendisine böyle hitap ederim) Asla para almıyor, bu en önemli ayrıntı . Ben ilk duyduğumda aaaaa böyle bir insan mı var mış? Yok canım vardır kazandığı biryer dedim ama tanıyınca anladım ki aslında cebinden para harcıyor :) İşte fotoğraf sanatına böyle aşık bir adam…

Ümit Varlı der ki : "Birincil amacımız, insanları Pazar günü evlerinden çıkartmak ve onlara ücretsiz bir paylaşım olanağı sunmak. Bana fotoğrafı öğretenler gönüllü insanlardı. Biz de yola aynı duygularla çıktık. Bu işi yapabilmek için gerçekten sevmek gerekiyor. Zaten, bu işin her hangi bir karşılığı yok. Para yok, pul yok. Her pazarını kaç kişi verir. Onun için de kimse bu işe girmez. Burada amatör ruh çok önemli. Gittiğimiz yerlerde her şey doğaçlama yapılıyor. Fazla olmadığımız zamanlarda insanlarla ilgilenebiliyorduk, ancak her hafta takriben 30-40 kişi katıldığı için artık, grup içerisinden soru soranlar olursa onlara cevap veriyoruz."

Biz de gelenlerin amatör olduklarını bildiğimiz için burada kural vesaireye bakmıyoruz. Bir çoğunun elindeki makineler içlerinde videoyu da barındırdığı için fotoğraflar 1 yıl içerisinde belgesel fotoğrafa dönüşecek. Dolayısıyla, fotoğraf olayına girmek istemeyenler de kendilerini bu videolarla anlatabilecekler. Ben, bu çerçevede, çok yakın bir gelecekte paylaşım sitelerinde çok önemli değişikliklerin yaşanacağına inanıyorum. Şimdiden sonra İstanbul'u semt semt dolaşmaya başlayacağız. En ücra köşedeki semtlere gitmek, buralarda yaşayan insanları tanımak istiyoruz. Bir süre sonra çok ciddi bir İstanbul arşivinin ortaya çıkacağını düşünüyorum.

Demiş Ümit hocam :)

Haydi o zaman fotoğraf çekmek isteyen, çeken arkadaslar, bu ay ki Safari İstanbul programı şöyle :)

09 MART 2011 SAFARI ISTANBUL –KADIRGA- FOTOGRAF GEZISI
13 MART 2011 SAFARI ISTANBUL –SILE-AGVA KIS- FOTOGRAF GEZISI
16 MART 2011 SAFARI ISTANBUL –BEYKOZ- FOTOGRAF GEZISI
05 MAYIS 2011 SAFARI ISTANBUL –AHIRKAPI HIDIRELLEZ- FOTOGRAF GEZISI